Herkese mutlu yıllar! Kooky Things, 2011′de Türkçenin yanı sıra İngilizce olarak da yayınlanacak! Yakında görüşmek üzere!
___
Happy new year! Kooky Things will be in English in 2011! See ya soon!
Ben 25 yaşında, hala oyuncaklarla oynayan ve bundan sonsuz zevk alan bir adamım. Bu durum bazı insanlar için (anlam veremediğim şekilde) utanç kaynağı olsa da, benim için gurur duyulası bir durum ve öyle de olmaya devam edecek. Ailem ben doğmadan başlamış oyuncaklarımı almaya. Bilinen (ailem tarfından onaylanan) ilk oyuncağım, “Değerli” adında peluş bir köpek.
İnsanların “kutu kutu pense” falan oynadıkları garip bir mahallede doğdum. Küçücük, sevimli bir sokağımız vardı. İnsanlar maç yapmazdı. Ben de yapmadım.
Belki de buna borçluyum oyunlarla ve oyuncaklarla büyümüş biri olmamı. Kendi oyunlarımızı, oyuncaklarımızı yaratırdık.
Bu güzelim blog’u takip edenleriniz fark etmiştir. Hala değişen bir şey yok. Hala, kendi oyunlarını ve oyuncaklarını tasarlayan kocaman çocuklarız sevgilimle (♥). Türkiye’de 50′li yıllarda çok gelişmemişti oyuncaklar tahminimce. Geçenlerde gördüğüm oyun seti beni birazcık üzdü bu açıdan. Bakınız benim sokakta “kutu kutu pense” falan oynamamdan tam 35 sene önce, Amerikalı sebil neyle oynuyormuş:
Hayatı boyunca oynayabileceği en teknolojik yerli oyuncak “Tees Elektronik Seti” olan biri olduğumu düşünürseniz, üzüntüme hak vereceksiniz sanıyorum ki.
Bakalım 1951 yılında 50 dolara satılan bu setin içeriği neymiş:
Amerikalı gençler uranyum deneyleri yaparken, Tees Elektronik Seti’yle kapı zili yapmayı başarmış “şanslı” azınlıktan biri olduğumu düşündüm dün. Birkaç satır bir şey yazmadan geçemedim.
Muhakkak ki oyuncak kavramı bambaşka bir boyut alacaktır yakın gelecekte. Belki de bugün delicesine teknolojik gelen şeyleri bile görmezden geleceğimiz günler olacak; ama inanıyorum ki bir şey asla değişmeyecek: “En güzel oyuncak, insanın kendi yaptığı oyuncaktır.”
Bilenler bilir, bu tarz basit ama kullanışlı şeyleri çok seviyorum. Chairless da tam olarak böyle bir şey: Basit ve kullanışlı. Mimar Alejandro Arevena tarafından tasarlanan ve Vitra (Bizdeki Vitra’yla karışmasın) tarafından üretilen Chairless, en basit tanımıyla “her yere taşınabilen sandalye”.
Görsellerden de fark edeceğiniz üzere, bir askı aslında Chairless. Alejandro Arevena‘nın Ayoreo yerlilerinin aynı amaçla kullandığı askılardan esinlenerek tasarladığı Chairless, yerde otururken sırtınızı ve ayaklarınızı destekliyor, siz de böylelikle kendinizi yormadan oturabiliyor, ellerinizi rahatça kullanabiliyorsunuz.
Benim gibi bağdaş kurma özürlüsü biriyseniz, şansınızı bir kez de Chairless’ten yana deneyebilirsiniz. Evde kolaylıkla yapabileceğiniz bu ürünü almayı seçerseniz, Ayıreo yerlilerine de yardım etmiş oluyorsunuz. Chairless şu an için tükenmiş olsa da, Haziran 2010′da yeni partinin satışı başlayacakmış. Gelişmeleri Vitran’nın ürün için hazırladığı siteden takip edebilirsiniz.
[via Designboom]

%100 el yapımı olan Motz, meşe palamudundan yapılmış, 3.7Volt’luk şarjlı lityum polimer pille çalışan sevimli bir hoparlör ve radyo. Radyo kanallarını otomatik tarama özelliğiyle bulan Motz’u radyo modunda 10, hoparlör modunda 5 saat kullanabiliyorsunuz. 30x30x15 mm ebatlarındaki bu sevimli şeyin ağırlığı ise yalnızca 15 gram.
Motzu’u buraya tıklayarak Pyramit Distribution’dan satın alabilirsiniz. ($35)
Neredeyse 1 yıldır bu anı bekliyorum! Ezgi Genç‘in her adımına, her işine, her emeğine saniyesi saniyesine tanık olduğum süper yaratıcı sergisi “Çeyizlik Filmler”, sanat düşkünlerive yaratıcı işlere acıkmış olanlarınız için 1-18 Nisan 2010 tarihleri arasında görücüye çıkıyor!
İşleri de kendisi kadar şirin olan “sevimli şeyler terzisi” Ezgi, artık birbirinin aynısı olmaya başlayan afişleri tatlı mı tatlı bir hayal gücüyle yeniden yaratıyor; fikirlerini görselleştirirken kullandığı malzemeyse, daha önce hiç bu amaçla kullanıldığına şahit olmadığımız “keçe”.
17 gün boyunca Milk Gallery‘de sizleri bekleyen sergiyi mutlaka gezin, görün, sevin. Serginin Bengi Gençer tarafından tasarlanan afişi bile insanın iştahını açıyor. (Mânen)
Londralı A Studio For Design, Postcard ve Garden kelimelerinin birleşiminden oluşan “Postcarden” adlı bu minik masaüstü bahçelerini tasarlamış. Kutuyu açıp, beraberinde gelen “tere” tohumlarını serpiştiriyorsunuz, suladıktan 2-3 gün sonra minik terecikler yeşermeye başlıyor. Aşağıda bir videosunu izleyebilir, resmi sitesine gidip 3 tasarımdan birini satın alabilirsiniz.
Gehard Demetz, gizemli bir sanatçı. Hakkında bilinenler; 1972′de İtalya’da doğduğu ve şu an Selva Gardena dağlarında yaşadığı. Yaptığı çocuk heykellerine inanılmaz bakışlar yükleyen Demetz, her heykelin belki de kendi hikâyesi kadar gizemli bir hikâye anlatmasını sağlıyor.
[via: Yatzer]
The Unfinished Swan, küçük bir Amerikan oyun firması olan Giant Sparrow tarafından geliştirilen, deneysel bir oyun. Etrafa içi mürekkep dolu balonlar atarak yolunuzu bulmaya çalıştığınız, yer yer tırstıran bu oyunun ne zaman çıkacağı açıklanmış değil henüz; ama test videolarından birini aşağıda bulabilirsiniz.
Paket tasarımcısı Yael Miller‘den şahane bir tasarım!